Yayımlanmış Eserler
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN 2.cilt
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN 3.cilt
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN 4.cilt
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN 5.cilt
Diriliş
İnsani, vicdani, Kurani ve Muhammedi hakikatleri en yüksek perdeden haykırma çabası içinde olduğum bu çalışmanın “İlk” olmasının beraberinde getirdiği beşeri eksiklik, aksaklık ve yanlışlıklar ise affınıza ve anlayışınıza muhtaçtır. Gayret bizden, tevfik ise Yüceler Yücesi Rabbimizdendir. “Diriliş”lere vesile olması dua ve temennisiyle.
Galiba yanlış anladık 1.cilt
Yanlışları yokmuş gibi görmeye devam edersek yanlışın bir parçası olacağız. Doğruyu söylemeden, doğruca eylemeden sadece “yanlış var” diye bağırırsak vicdanımızı sahte bir teselli ile avutacağız. “Birileri artık bu yanlışları düzeltmeli” deyip kenara çekilirsek yükü omuzlamanın külfetinden, eleştirmenin kolaycılığına kaçmış olacağız. “Kendimi düzeltirsem yeryüzü bir yanlıştan kurtulacak” şuuru içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olmak kaydıyla yaşamaya gayret edersek
Geceye Bir Guneş Çizdim
“Onu o kadar çok özledim ki öğretmenim. Belki aynı rüyayı tekrar görürüm belki rüya kaldığı yerden devam eder, annem gelir ve başımı okşar diye tekrar uyuyor, uyanmak istemiyorum; ancak rüya kaldığı yerden devam etmiyor.” Daha fazlasını anlatacak gücü kalmamıştı. Derin gözlerinin üzerinde çift hilal gibi duran kaşlar ve hemen altındaki uzun kirpikler yumulup açıldığında hüznün sağanakları belirmişti. Meramını eksik anlatmış olmanın sancısına eklenen titreyen sesiyle son cümlesini hıçkırıklar arasında kurdu
İnsan İnsana emanettir
Ceberrut değil güleryüzlü, ötekileştirmeden birleştiren ve kucaklayan, servet ve zenginliği değil emek ve çabayı önceleyen, egemenlerin dudaklarına değil ezilenlerin gözlerine bakılarak adaletin tesis edildiği, baskıcı değil özgürlükçü, cehennem korkusu üzerine değil cennet müjdesi üzerine bina edilen, inandıklarını akıl süzgecinden geçiren, adını ibadet koyduğu ritüellerle değil ahlaki ilkeleriyle tanınan ve tanıtılan, dini bir yaşam biçimi olarak görüp vicdanlara emanet eden, adalet ve barışı herşeyin üstünde tutan manevi dünyamızı yeniden diriltmek zorundayız.
KADIN 1.cilt
“İslam, cinsiyetler arasında çatışmayı değil; adalet, merhamet, sevgi, uyum ve tamamlayıcılığı esas almıştır. Buna göre kadın ve erkek arasında mutlak üstünlük iddiası her iki tarafın yaratılış özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Üstünlük cinsiyette değil, sahip olunan değerlerde aranmalıdır. İslam, bu konudaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapmış
Ademlikten Adamlığa
Yüzyıl önce; seni, “sen dahil” hiç kimsenin tanımadığı, yüz yıl sonra “unutulduğunun bile” unutulacağı ve sadece seni öğüten dünya değirmeninde anlam yüklemen gereken şey, düşen takvim yaprakları değil, sadece kendinsin. Zira düşen her takvim yaprağı, değişen her sene sana sunulan ömür vadesinin bitiş noktası için başlı başına bir uyarıcıdır. Yani, gerek toplumsal anlam ve umutlar yüklediğimiz “takvim değişikliği” bize sadece kendi hal diliyle geçip giden zamanı fısıldar!
Kerb-ü-Bela 1.cilt
Ey Alemlere rahmet olarak muştulanan kutlu elçi; Dillerinde senin adını ananların, günde beş vakit sana esenlik dileyenlerin; sırf baş olmak uğruna, evlatlarını parelemesinin, ihanetlerinin, dünyalarını ukbalarına satmalarının hikayesidir bu, çağlardan beri dillendirilen. Esfeliyetin, vicdansızlığın, kalleşliğin resmidir çizilen. Buram buram rahmet kokan, merhamet dağıtan, şefkatle kucaklayan yirmi üç yıllık okumana saplanan zehirli bir hançerdir yüzyıllardır kanayan.
LEKÜM DİNİKÜM VELİYEDİN 6.cilt
Yürek Ülkesi
Bugün zulüm karşısında susan dilim ve bir türlü yerinden doğrulamayan ellerimin yarın aleyhimde yapacağı şahitlikle mazluma yardım etmek yerine ona vermeye çalıştığım aklımla yüzleştirileceğimin bilincinde; gözümü, elimi, kulağımı, ayağımı ve gönlümü kelimelerin gücünde mi, tesbihlerin tıkırtısında mı, gafletin kucağında mı, ârifin sükutunda mı, aşıkların nazarında mı, gecelerin koynunda yahut da gündüzün keşmekeşinde mi inşa ederim bilmiyorum.
Kerb-ü-Bela 2.cilt
Ey Alemlere rahmet olarak muştulanan kutlu elçi; Dillerinde senin adını ananların, günde beş vakit sana esenlik dileyenlerin; sırf baş olmak uğruna, evlatlarını parelemesinin, ihanetlerinin, dünyalarını ukbalarına satmalarının hikayesidir bu, çağlardan beri dillendirilen. Esfeliyetin, vicdansızlığın, kalleşliğin resmidir çizilen. Buram buram rahmet kokan, merhamet dağıtan, şefkatle kucaklayan yirmi üç yıllık okumana saplanan zehirli bir hançerdir yüzyıllardır kanayan.
Kerb-ü-Bela 3.cilt
Ey Alemlere rahmet olarak muştulanan kutlu elçi; Dillerinde senin adını ananların, günde beş vakit sana esenlik dileyenlerin; sırf baş olmak uğruna, evlatlarını parelemesinin, ihanetlerinin, dünyalarını ukbalarına satmalarının hikayesidir bu, çağlardan beri dillendirilen. Esfeliyetin, vicdansızlığın, kalleşliğin resmidir çizilen. Buram buram rahmet kokan, merhamet dağıtan, şefkatle kucaklayan yirmi üç yıllık okumana saplanan zehirli bir hançerdir yüzyıllardır kanayan.
KADIN 2.cilt
“İslam, cinsiyetler arasında çatışmayı değil; adalet, merhamet, sevgi, uyum ve tamamlayıcılığı esas almıştır. Buna göre kadın ve erkek arasında mutlak üstünlük iddiası her iki tarafın yaratılış özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Üstünlük cinsiyette değil, sahip olunan değerlerde aranmalıdır. İslam, bu konudaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapmış
Galiba yanlış anladık 2.cilt
Yanlışları yokmuş gibi görmeye devam edersek yanlışın bir parçası olacağız. Doğruyu söylemeden, doğruca eylemeden sadece “yanlış var” diye bağırırsak vicdanımızı sahte bir teselli ile avutacağız. “Birileri artık bu yanlışları düzeltmeli” deyip kenara çekilirsek yükü omuzlamanın külfetinden, eleştirmenin kolaycılığına kaçmış olacağız. “Kendimi düzeltirsem yeryüzü bir yanlıştan kurtulacak” şuuru içinde emrolunduğu gibi dosdoğru olmak kaydıyla yaşamaya gayret edersek