👁 4
Eser Detayı
LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN SETİ (6 CİLT)
LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN SETİ (6 CİLT)
LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN SETİ (6 CİLT)
3280 SAYFA
Eserlerin fiziki baskısı bulunmadığı için dijital eser olup mail adresinize pdf olarak iletilecektir.
LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN 1–2–3–4–5–6, birbirinden bağımsız altı PDF dosyasının yan yana dizilmiş hâli değildir; o, dinin kaynağı, vahyin otoritesi, geleneğin sınırları, kutsal adına kurulmuş ara iktidarlar, ibadetin anlamı, kadının hukuku, toplumsal adalet, insanın dünya içindeki konumu, dindarlığın bozulma biçimleri ve Kur’an’la yeniden ilişki kurmanın yöntemi üzerine inşa edilmiş büyük bir zihinsel yüzleşme külliyatıdır. Bu setin tamamı, tek bir ana iddia etrafında örülür: Bugün “din” diye taşınan şeylerin önemli bir kısmı, ilahî hitabın kendisi değil; tarih içinde mezhep, rivayet, kültür, korku, çıkar ve alışkanlık katmanlarıyla kalınlaştırılmış bir yorumlar yığınıdır; dolayısıyla mesele sadece bazı yanlış hükümleri düzeltmek değil, dinin kaynağını, dilini, usulünü ve hayata değme biçimini baştan sona yeniden tartmaktır. Serinin önsözlerinde tekrar tekrar vurgulanan “uydurulan din” ile “indirilen din” ayrımı, bu altı cildin omurgasını oluşturur; Kur’an’ın tek ve belirleyici kaynak olduğu, geleneklerin ise ancak ona uyduğu ölçüde anlam kazanabileceği düşüncesi, bütün ciltleri birbirine bağlayan ana eksendir.
Bu dijital setin en büyük gücü, tek bir başlıkta ısrar etmeyip, din adına üretilmiş neredeyse bütün ana tartışma alanlarını birbirine bağlayabilmesidir. İlk iki cilt daha çok yöntemi, kaynağı ve otorite sorununu hedef alır: Dinin kaynağı nasıl belirlenir, Kur’an gerçekten yeterli ve açık mıdır, hadis ve sünnet hangi anlamda kullanılmalıdır, mezhepler nasıl oluşmuş ve neyi parçalamıştır, cemaatler ve tarikatlar hangi psikolojik ve dinî tıkanmaları üretmiştir? Özellikle ikinci ciltte hadis, sünnet, mezhep, cemaat ve tarikat alanları sert biçimde sorgulanırken, dinin Allah’ın kitabından yüzlerce ciltlik ikincil otoriteye nasıl taşındığı açıkça tartışılır. Bu nedenle setin ilk halkaları, okuru doğrudan şu temel soruya geri götürür: Ben dini gerçekten Allah’tan mı öğreniyorum, yoksa Allah adına konuşan insanların iç içe geçmiş yorum dünyasından mı? Bu soru çözümlenmeden sonraki bütün ibadet, hukuk, toplum ve ahlâk tartışmaları eksik kalacağı için, serinin ilk iki cildi zihinsel arınma ve yöntem temizliği işlevi görür.
Üçüncü ciltle birlikte seri, kaynak tartışmasından hayatın tam içine iner ve Kur’an merkezli okumanın somut sonuçlarını görünür kılar. Kadın meselesi, recm, cariyelik, çok eşlilik, mitolojik din anlatıları, meal sorunları, namaz, abdest, gusül, zekât, infak, oruç, hac, tevhid, şefaat, kandil geceleri, dua, tekfir, nefis, devlet yönetimi ve Kur’an’a dönüş gibi başlıkların aynı ciltte toplanmış olması, üçüncü cildin serideki yerini çok özel kılar. Çünkü burada artık mesele “Kur’an yeterli midir?” sorusundan çıkıp “Kur’an merkeze alınırsa kadın, ibadet, inanç ve toplum hakkında ne değişir?” sorusuna dönüşür. Özellikle kadınla ilgili uydurmalar, recm eleştirisi, şefaat ve tekfir gibi başlıklar, din dilinin nerelerde sertleşip vahyin ana rahmet ve adalet çizgisinden koptuğunu göstermesi bakımından belirleyicidir. Bu cilt, Kur’an’ın yalnızca ilke koyan bir metin değil; hayatın merkezine dair somut meselelerde hüküm, ölçü ve anlam üreten diri bir kaynak olduğu iddiasını ete kemiğe büründürür.
Dördüncü cilt, serinin belki de en kavramsal ve en inşa edici halkalarından biridir; çünkü burada artık yalnızca yanlışlanan şeyler değil, dinin temel kelimeleri ve ana tasavvurları yeniden kurulmaya başlanır. İnsan kimdir, mü’min kimdir, şirk nasıl çalışır, melek ne demektir, ahiret ve tesbih nasıl anlaşılmalıdır, mescit, kardeşlik, fitne, hamd, şükür, kıyam, rüku, secde, itikâf, tavaf, kurban, salat, infak, siyaset, Rabb, kıble, iblis ve şeytan kavramları Kur’an’da hangi anlam ufkuna sahiptir; bütün bu sorular dördüncü ciltte son derece geniş bir kavramsal inşa çabasına dönüşür. Buradaki asıl kuvvet, dinin sadece hükümlerle değil, kelimelerle de bozulduğunu göstermesidir. Çünkü kavram daraldığında ibadet daralır, ibadet daraldığında ahlâk kurur, ahlâk kuruduğunda ise geriye yalnızca şekil kalır. Dördüncü cilt bu yüzden yalnızca eleştirmez; salatı, infakı, kardeşliği, siyaseti ve özgürlüğü tekrar Kur’an’ın ana anlam alanına çağırarak setin düşünsel belkemiğini kalınlaştırır.
Beşinci cilt, bu büyük tartışmayı insanın dünya içindeki konumuna, sorumluluklarına ve toplumsal dindarlığın gerçek niteliğine taşır. İnsan ve dünya hayatının anlamı, insanın imtihanı, fuad-basar-sem’a ile donatılması, sorumluluk, infak, tevazu, güvenilirlik, adalet, doğa ile ilişki, halifelik, aile, boşanma, nikâh, emanet, misak, İslam’ın sosyalliği, estetik yoksunluğu, çoğunluğun hüsranı, sahte ilahlar, inanç sistemleri, kültler ve modern dindarlığın dönüşümü gibi başlıkların bir arada işlenmesi, beşinci cildi yalnızca bir inanç kitabı değil; aynı zamanda bir insan, toplum ve medeniyet metni hâline getirir. Özellikle “aile; vahdetin çekirdeği”, “dağları bile korkutan emanet”, “çoğunluğun hüsranı” ve “dindarlığın değişen yüzü” gibi başlıklar, çağdaş dindarlığın hem geleneksel hem modern sorunlarını bir arada görmeyi sağlar. Bu cilt okura şu ağır gerçeği hatırlatır: Din yalnızca neye inandığınızla ilgili değildir; doğaya, aileye, yoksula, çoğunluğa, güce, estetiğe ve emanete nasıl baktığınızla da ilgilidir. Bu yüzden beşinci cilt, setin toplumsal vicdan ve ahlâk yükünü en güçlü taşıyan halkalardan biridir.
Altıncı cilt ise, serinin son halkası olarak, önceki bütün tartışmaları daha merkezî ve daha derin bir son muhasebeye dönüştürür. Allah’ın beşerle konuşması, Kur’an’ın anlatım sanatı, din algısı, münafıklık, din adamı eleştirileri, ecel, tefekkür, örtünme, tevbe, zina, salavat, tevekkül, cinn, takva, cuma, infak, gayb, cehennem, kul hakkı, büyük günah, kısas, hırsızlık, tevhid, meal okuma yöntemi ve alfabetik konu fihristi gibi başlıkların bu son ciltte toplanması, onun neden yalnızca bir “kapanış cildi” değil, aynı zamanda bütün seri için anahtar bir başvuru metni olduğunu gösterir. Özellikle meal okuma yöntemi, Kur’an’da Kur’an yaklaşımı ve konu fihristi, bu son cildi teorik olmaktan çıkarıp doğrudan çalışma metni hâline getirir. Altıncı cilt bir anlamda serinin bütününe geri dönüp şunu söyler: Kaynağı, kavramı, ibadeti, ahlâkı ve hayatı yeniden tarttık; şimdi bütün bunları hangi usulle okuyacağımızı da netleştirmeden bu yolculuk tamamlanmış sayılmaz. Bu yönüyle altıncı cilt, seriyi bitirmekten çok onu okurun zihninde tekrar başlatır.
Bu altı cildi tek tek değerli kılan başlık zenginliği değildir; onları birlikte vazgeçilmez kılan şey, bir din tasavvurunu parça parça değil, baştan sona yeniden kurma cesaretidir. Bugün birçok metin ya yalnızca kadın meselesine, ya sadece hadislere, ya sadece mezheplere, ya yalnızca ibadetlere ya da yalnızca ahlâka eğilir. Oysa LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN serisi, bütün bu alanların birbirine bağlı olduğunu gösterir. Hadis anlayışını sorgulamadan kadın meselesi anlaşılamaz; kadın meselesini çözmeden aile konuşulamaz; aile çözülmeden toplum onarılamaz; infakı, salatı, tevhidi ve özgürlüğü yeniden düşünmeden ibadetin ruhu kurulamaz; vahyin anlatım yöntemini kavramadan da bütün bu alanlarda kalıcı bir berraklık oluşmaz. Bu yüzden set, dağınık problemleri bir araya toplamaz sadece; onların ortak kökünü, yani vahiy ile yorum, Allah ile otorite, hakikat ile gelenek, iman ile taklit arasındaki düğümü görünür kılar. İşte bu nedenle seri, sadece dinî içerik sunmaz; bir zihin haritası, bir yeniden kuruluş projesi ve bir iç temizlik çağrısı üretir.
Bu setin dijital olarak sunulması, eksiklik değil; tam tersine onu çok daha güçlü bir çalışma külliyatına dönüştüren bir avantajdır. Çünkü LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN, bir defada baştan sona okunup rafa kaldırılacak türden bir seri değildir. Bu eserler konu konu geri dönülmek, belirli başlıklarda notlar alınmak, farklı ciltler arasında çapraz okumalar yapılmak ve aynı meseleye değişik açılardan yeniden bakmak için yazılmış gibidir. Bir okur hadis ve mezhep bahsine ikinci ciltten döner, kadın ve recm için üçüncü cildi yeniden açar, salat ve kavramlar için dördüncü cilde gider, aile ve emanet için beşinci cilde geçer, meal okuma yöntemi ve konu fihristi için altıncı cildi tekrar eline alır. Dijital format tam da bu nedenle serinin doğasına uygundur: hızlı erişim, konu bazlı çalışma, tekrar dönüş, not alma ve bölüm karşılaştırması bakımından bu altı cilt, fiziksel raftan çok dijital masada canlı kalacak bir karakter taşır. Hele ki son ciltteki alfabetik konu fihristi ve nüzul sıralaması, bu dijital seti sıradan bir okuma ürünü olmaktan çıkarıp güçlü bir başvuru kaynağı düzeyine yükseltir.
Bu dijital seti satın almak için en güçlü sebep, size yalnızca yeni bilgiler vermeyecek olmasıdır. Bu seri sizi teyit etmek için yazılmamış; sizi tartışmaya, sorgulamaya, yer yer öfkelenmeye, yer yer irkilmeye, yer yer savunmaya çekilip sonra yeniden düşünmeye zorlamak için yazılmıştır. Eğer amaç sadece daha çok dinî bilgi edinmekse, bu külliyatın değeri tam anlaşılmaz. Fakat amaç, “dinin kaynağı nedir?”, “Kur’an gerçekten nasıl okunmalıdır?”, “kadın, ibadet, aile, özgürlük, adalet ve toplum hakkında hangi kabulleri vahiy zannetmiş olabilirim?”, “çoğunluk, gelenek ve otorite beni nasıl biçimlendirdi?” gibi sorularla ciddi biçimde yüzleşmekse, bu set tam da o eşiktir. Çünkü LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN, okuyucusunu rahatlatan değil; onu kendi din diliyle, kendi bağlılıklarıyla ve kendi teslimiyetleriyle yüzleştiren bir seridir ve tam da bu yüzden, bu altı cildi edinmek, bir içerik satın almak değil; zihinsel ve ahlâkî bir hesaplaşma alanını kabul etmek demektir.
Sonuç olarak LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN Dijital Seti (1–6. Cilt), dinin kaynağından ibadetin anlamına, hadis ve mezheplerden kadın hukukuna, toplumsal adaletten aileye, şirkten takvaya, özgürlükten tefekküre kadar uzanan son derece geniş bir alanda, okuyucusunu Kur’an merkezli büyük bir yüzleşmeye çağıran çok güçlü bir külliyattır. Bu setin değeri, yalnızca başlıklarının çokluğunda değil; bütün bu başlıkları aynı ana soru etrafında toplayabilmesindedir:
Allah’ın dinini gerçekten Allah’ın kitabından mı öğreniyoruz, yoksa onu tarih boyunca birikmiş insan sözleri arasından mı arıyoruz?
Bu soruyla ciddi biçimde yüzleşmek isteyen herkes için bu dijital set, okunup geçilecek bir seri değil; dönüp dönüp açılacak, her dönüşte başka bir katmanı daha görünür olacak, uzun süreli bir başvuru ve muhasebe kaynağıdır.
3280 SAYFA
Eserlerin fiziki baskısı bulunmadığı için dijital eser olup mail adresinize pdf olarak iletilecektir.
LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN 1–2–3–4–5–6, birbirinden bağımsız altı PDF dosyasının yan yana dizilmiş hâli değildir; o, dinin kaynağı, vahyin otoritesi, geleneğin sınırları, kutsal adına kurulmuş ara iktidarlar, ibadetin anlamı, kadının hukuku, toplumsal adalet, insanın dünya içindeki konumu, dindarlığın bozulma biçimleri ve Kur’an’la yeniden ilişki kurmanın yöntemi üzerine inşa edilmiş büyük bir zihinsel yüzleşme külliyatıdır. Bu setin tamamı, tek bir ana iddia etrafında örülür: Bugün “din” diye taşınan şeylerin önemli bir kısmı, ilahî hitabın kendisi değil; tarih içinde mezhep, rivayet, kültür, korku, çıkar ve alışkanlık katmanlarıyla kalınlaştırılmış bir yorumlar yığınıdır; dolayısıyla mesele sadece bazı yanlış hükümleri düzeltmek değil, dinin kaynağını, dilini, usulünü ve hayata değme biçimini baştan sona yeniden tartmaktır. Serinin önsözlerinde tekrar tekrar vurgulanan “uydurulan din” ile “indirilen din” ayrımı, bu altı cildin omurgasını oluşturur; Kur’an’ın tek ve belirleyici kaynak olduğu, geleneklerin ise ancak ona uyduğu ölçüde anlam kazanabileceği düşüncesi, bütün ciltleri birbirine bağlayan ana eksendir.
Bu dijital setin en büyük gücü, tek bir başlıkta ısrar etmeyip, din adına üretilmiş neredeyse bütün ana tartışma alanlarını birbirine bağlayabilmesidir. İlk iki cilt daha çok yöntemi, kaynağı ve otorite sorununu hedef alır: Dinin kaynağı nasıl belirlenir, Kur’an gerçekten yeterli ve açık mıdır, hadis ve sünnet hangi anlamda kullanılmalıdır, mezhepler nasıl oluşmuş ve neyi parçalamıştır, cemaatler ve tarikatlar hangi psikolojik ve dinî tıkanmaları üretmiştir? Özellikle ikinci ciltte hadis, sünnet, mezhep, cemaat ve tarikat alanları sert biçimde sorgulanırken, dinin Allah’ın kitabından yüzlerce ciltlik ikincil otoriteye nasıl taşındığı açıkça tartışılır. Bu nedenle setin ilk halkaları, okuru doğrudan şu temel soruya geri götürür: Ben dini gerçekten Allah’tan mı öğreniyorum, yoksa Allah adına konuşan insanların iç içe geçmiş yorum dünyasından mı? Bu soru çözümlenmeden sonraki bütün ibadet, hukuk, toplum ve ahlâk tartışmaları eksik kalacağı için, serinin ilk iki cildi zihinsel arınma ve yöntem temizliği işlevi görür.
Üçüncü ciltle birlikte seri, kaynak tartışmasından hayatın tam içine iner ve Kur’an merkezli okumanın somut sonuçlarını görünür kılar. Kadın meselesi, recm, cariyelik, çok eşlilik, mitolojik din anlatıları, meal sorunları, namaz, abdest, gusül, zekât, infak, oruç, hac, tevhid, şefaat, kandil geceleri, dua, tekfir, nefis, devlet yönetimi ve Kur’an’a dönüş gibi başlıkların aynı ciltte toplanmış olması, üçüncü cildin serideki yerini çok özel kılar. Çünkü burada artık mesele “Kur’an yeterli midir?” sorusundan çıkıp “Kur’an merkeze alınırsa kadın, ibadet, inanç ve toplum hakkında ne değişir?” sorusuna dönüşür. Özellikle kadınla ilgili uydurmalar, recm eleştirisi, şefaat ve tekfir gibi başlıklar, din dilinin nerelerde sertleşip vahyin ana rahmet ve adalet çizgisinden koptuğunu göstermesi bakımından belirleyicidir. Bu cilt, Kur’an’ın yalnızca ilke koyan bir metin değil; hayatın merkezine dair somut meselelerde hüküm, ölçü ve anlam üreten diri bir kaynak olduğu iddiasını ete kemiğe büründürür.
Dördüncü cilt, serinin belki de en kavramsal ve en inşa edici halkalarından biridir; çünkü burada artık yalnızca yanlışlanan şeyler değil, dinin temel kelimeleri ve ana tasavvurları yeniden kurulmaya başlanır. İnsan kimdir, mü’min kimdir, şirk nasıl çalışır, melek ne demektir, ahiret ve tesbih nasıl anlaşılmalıdır, mescit, kardeşlik, fitne, hamd, şükür, kıyam, rüku, secde, itikâf, tavaf, kurban, salat, infak, siyaset, Rabb, kıble, iblis ve şeytan kavramları Kur’an’da hangi anlam ufkuna sahiptir; bütün bu sorular dördüncü ciltte son derece geniş bir kavramsal inşa çabasına dönüşür. Buradaki asıl kuvvet, dinin sadece hükümlerle değil, kelimelerle de bozulduğunu göstermesidir. Çünkü kavram daraldığında ibadet daralır, ibadet daraldığında ahlâk kurur, ahlâk kuruduğunda ise geriye yalnızca şekil kalır. Dördüncü cilt bu yüzden yalnızca eleştirmez; salatı, infakı, kardeşliği, siyaseti ve özgürlüğü tekrar Kur’an’ın ana anlam alanına çağırarak setin düşünsel belkemiğini kalınlaştırır.
Beşinci cilt, bu büyük tartışmayı insanın dünya içindeki konumuna, sorumluluklarına ve toplumsal dindarlığın gerçek niteliğine taşır. İnsan ve dünya hayatının anlamı, insanın imtihanı, fuad-basar-sem’a ile donatılması, sorumluluk, infak, tevazu, güvenilirlik, adalet, doğa ile ilişki, halifelik, aile, boşanma, nikâh, emanet, misak, İslam’ın sosyalliği, estetik yoksunluğu, çoğunluğun hüsranı, sahte ilahlar, inanç sistemleri, kültler ve modern dindarlığın dönüşümü gibi başlıkların bir arada işlenmesi, beşinci cildi yalnızca bir inanç kitabı değil; aynı zamanda bir insan, toplum ve medeniyet metni hâline getirir. Özellikle “aile; vahdetin çekirdeği”, “dağları bile korkutan emanet”, “çoğunluğun hüsranı” ve “dindarlığın değişen yüzü” gibi başlıklar, çağdaş dindarlığın hem geleneksel hem modern sorunlarını bir arada görmeyi sağlar. Bu cilt okura şu ağır gerçeği hatırlatır: Din yalnızca neye inandığınızla ilgili değildir; doğaya, aileye, yoksula, çoğunluğa, güce, estetiğe ve emanete nasıl baktığınızla da ilgilidir. Bu yüzden beşinci cilt, setin toplumsal vicdan ve ahlâk yükünü en güçlü taşıyan halkalardan biridir.
Altıncı cilt ise, serinin son halkası olarak, önceki bütün tartışmaları daha merkezî ve daha derin bir son muhasebeye dönüştürür. Allah’ın beşerle konuşması, Kur’an’ın anlatım sanatı, din algısı, münafıklık, din adamı eleştirileri, ecel, tefekkür, örtünme, tevbe, zina, salavat, tevekkül, cinn, takva, cuma, infak, gayb, cehennem, kul hakkı, büyük günah, kısas, hırsızlık, tevhid, meal okuma yöntemi ve alfabetik konu fihristi gibi başlıkların bu son ciltte toplanması, onun neden yalnızca bir “kapanış cildi” değil, aynı zamanda bütün seri için anahtar bir başvuru metni olduğunu gösterir. Özellikle meal okuma yöntemi, Kur’an’da Kur’an yaklaşımı ve konu fihristi, bu son cildi teorik olmaktan çıkarıp doğrudan çalışma metni hâline getirir. Altıncı cilt bir anlamda serinin bütününe geri dönüp şunu söyler: Kaynağı, kavramı, ibadeti, ahlâkı ve hayatı yeniden tarttık; şimdi bütün bunları hangi usulle okuyacağımızı da netleştirmeden bu yolculuk tamamlanmış sayılmaz. Bu yönüyle altıncı cilt, seriyi bitirmekten çok onu okurun zihninde tekrar başlatır.
Bu altı cildi tek tek değerli kılan başlık zenginliği değildir; onları birlikte vazgeçilmez kılan şey, bir din tasavvurunu parça parça değil, baştan sona yeniden kurma cesaretidir. Bugün birçok metin ya yalnızca kadın meselesine, ya sadece hadislere, ya sadece mezheplere, ya yalnızca ibadetlere ya da yalnızca ahlâka eğilir. Oysa LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN serisi, bütün bu alanların birbirine bağlı olduğunu gösterir. Hadis anlayışını sorgulamadan kadın meselesi anlaşılamaz; kadın meselesini çözmeden aile konuşulamaz; aile çözülmeden toplum onarılamaz; infakı, salatı, tevhidi ve özgürlüğü yeniden düşünmeden ibadetin ruhu kurulamaz; vahyin anlatım yöntemini kavramadan da bütün bu alanlarda kalıcı bir berraklık oluşmaz. Bu yüzden set, dağınık problemleri bir araya toplamaz sadece; onların ortak kökünü, yani vahiy ile yorum, Allah ile otorite, hakikat ile gelenek, iman ile taklit arasındaki düğümü görünür kılar. İşte bu nedenle seri, sadece dinî içerik sunmaz; bir zihin haritası, bir yeniden kuruluş projesi ve bir iç temizlik çağrısı üretir.
Bu setin dijital olarak sunulması, eksiklik değil; tam tersine onu çok daha güçlü bir çalışma külliyatına dönüştüren bir avantajdır. Çünkü LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN, bir defada baştan sona okunup rafa kaldırılacak türden bir seri değildir. Bu eserler konu konu geri dönülmek, belirli başlıklarda notlar alınmak, farklı ciltler arasında çapraz okumalar yapılmak ve aynı meseleye değişik açılardan yeniden bakmak için yazılmış gibidir. Bir okur hadis ve mezhep bahsine ikinci ciltten döner, kadın ve recm için üçüncü cildi yeniden açar, salat ve kavramlar için dördüncü cilde gider, aile ve emanet için beşinci cilde geçer, meal okuma yöntemi ve konu fihristi için altıncı cildi tekrar eline alır. Dijital format tam da bu nedenle serinin doğasına uygundur: hızlı erişim, konu bazlı çalışma, tekrar dönüş, not alma ve bölüm karşılaştırması bakımından bu altı cilt, fiziksel raftan çok dijital masada canlı kalacak bir karakter taşır. Hele ki son ciltteki alfabetik konu fihristi ve nüzul sıralaması, bu dijital seti sıradan bir okuma ürünü olmaktan çıkarıp güçlü bir başvuru kaynağı düzeyine yükseltir.
Bu dijital seti satın almak için en güçlü sebep, size yalnızca yeni bilgiler vermeyecek olmasıdır. Bu seri sizi teyit etmek için yazılmamış; sizi tartışmaya, sorgulamaya, yer yer öfkelenmeye, yer yer irkilmeye, yer yer savunmaya çekilip sonra yeniden düşünmeye zorlamak için yazılmıştır. Eğer amaç sadece daha çok dinî bilgi edinmekse, bu külliyatın değeri tam anlaşılmaz. Fakat amaç, “dinin kaynağı nedir?”, “Kur’an gerçekten nasıl okunmalıdır?”, “kadın, ibadet, aile, özgürlük, adalet ve toplum hakkında hangi kabulleri vahiy zannetmiş olabilirim?”, “çoğunluk, gelenek ve otorite beni nasıl biçimlendirdi?” gibi sorularla ciddi biçimde yüzleşmekse, bu set tam da o eşiktir. Çünkü LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN, okuyucusunu rahatlatan değil; onu kendi din diliyle, kendi bağlılıklarıyla ve kendi teslimiyetleriyle yüzleştiren bir seridir ve tam da bu yüzden, bu altı cildi edinmek, bir içerik satın almak değil; zihinsel ve ahlâkî bir hesaplaşma alanını kabul etmek demektir.
Sonuç olarak LEKÜM DİNÜKÜM VELİYEDİN Dijital Seti (1–6. Cilt), dinin kaynağından ibadetin anlamına, hadis ve mezheplerden kadın hukukuna, toplumsal adaletten aileye, şirkten takvaya, özgürlükten tefekküre kadar uzanan son derece geniş bir alanda, okuyucusunu Kur’an merkezli büyük bir yüzleşmeye çağıran çok güçlü bir külliyattır. Bu setin değeri, yalnızca başlıklarının çokluğunda değil; bütün bu başlıkları aynı ana soru etrafında toplayabilmesindedir:
Allah’ın dinini gerçekten Allah’ın kitabından mı öğreniyoruz, yoksa onu tarih boyunca birikmiş insan sözleri arasından mı arıyoruz?
Bu soruyla ciddi biçimde yüzleşmek isteyen herkes için bu dijital set, okunup geçilecek bir seri değil; dönüp dönüp açılacak, her dönüşte başka bir katmanı daha görünür olacak, uzun süreli bir başvuru ve muhasebe kaynağıdır.