SOSYAL ADALET
10 dk okuma
Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş ve izlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.
Adam bu durum karşısında donup kalarak, “Allah’ım” demiş: “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.”
Gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş:
“Allah’ım beni görmüyor musun?”
Kıssa bu ya, gökten bir ses gelmiş:
“Görüyorum da şaşırıyorum, neden sakat tilkiyi taklit ettin de o yiğit aslanı taklit etmedin?”
Hepinizin bildiğine inandığım bu kısa anekdottan da anlayacağımız gibi bütün Müslümanlar bilir ki, Allah insanların rızklarına kefildir ve bu konu Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde ifade edilmektedir:
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın!” (Hud 6)
Yani yeryüzünde yaş kuru ne varsa Allah onun rızkını bir şekilde ulaştırmaktadır. Ama “kıssadan hisse” gökten gelen seslenişe uyarak da bilmeliyiz ki, her canlının bu rızkı bulabilmek için belli bir çaba göstermesi gerekmektedir.
Zira “İnsan için ancak çabasının karşılığı vardır (Necm 39) diyor Kur’an-ı Mübin.
Ayette dikkat edilmesi gereken çaba dışındaki ikinci husus; “inananlar” için değil, “insan” için ikazıdır. Yani çaba gösterdiğiniz taktirde hangi inanca mensup olursanız olun rızıklanırsınız. Bu Allah’ın kanunudur. O sizi şüphesiz besler.
Öyleyse insanın açlıktan ölmesi gibi bir durumun söz konusu olmaması gerekiyor. Peki öyle ise Afrika’da ve dünyanın çeşitli köşelerinde insanlar neden açlıktan ölmektedir?
Genelde hepimizde sorguya neden olan bu sorunun cevabı açık aslında.
Evet, Allah rızıklara kefildir ama arz ettiğim gibi kişi ortaya koyacağı çaba ile bu rızka ulaşmalı, gıdalanmalı, arada bir engel olmamalıdır. Kişi hastalık neticesi gibi durumlarda bu rızkı yiyemez ise bunu bünye kabul etmez ise doğaldır ki rızka ulaşamadığı için değil; vücut bunu kabul edemediği, bir şekilde kendi bünyesine katamadığı için rahatsızlanmakta ve kişi ölmektedir. Bu durumlarda ölüm nedeni rızıksızlık değil hastalıktır.
Bu ince noktadan hareketle Afrikalıların bunları yiyemeyip hasta oldukları durumlar ayrı bir kategoride incelenmelidir. Zira Afrikalılar, geçmişin mirası ile teşkilatsız kalmakta, düşüncelerini toplayamamakta, rızkı arayamamakta, bulunca hijyeni sağlayamamakta, çeşitli hastalıklara müptela olduğu için rızkı bünyeleri kabul edememektedir. Bu hastalıkların bir kısmı açlığa bağlı salgın ve yaygın yerel hastalıklar iken, bir kısmı Batılı ülkelerin deneyleri nedeniyle üzerlerinde denenen hastalıklar sonucudur ve oradaki insanların bir kısmı bu şekilde ölmektedir.
Peki hastalık dışında açlıktan ölenler yok mudur?
Yazık ki vardır!
Onlar ise Rezzak olan Allah’ın ellerine gönderdiği rızık ulaştırılmadığı için ölmektedir. Daha doğrusu rızk kişilere ulaşmakta ancak bir şekilde bu rızk gasp edilmektedir.
Konuyu anlaşılır kılmak için biraz açalım…
Kâinatın kanunları vesilelerle işler ve biz sebepler dünyasında yaşıyoruz. Dolayısıyla olaylar sebep ve sonuç ilişkisiyle oluşur. Yani bir olayın sonucu başka bir olayın sebebidir. Kişi mesleğini icra eder para kazanır gibi.
Buradan hareketle de diyebiliriz ki para gökten eline gelmez. Bir sebeple kişi bir şeyler yapmalı ve bu parayı kazanmalıdır. Allah bu sebep-sonuç ilişkisi içinde bir şeyi vesile yapar ve bu sebeplerle bir iş vuku bulur.
Bu noktada konuya dinsel terminoloji açısından bakacak olursak bilindiği üzere İslam dininde “emanet” kavramı vardır. Kişiye bir şey emanet ediliyorsa bunun hakkını vermek irade sahibi kişiye düşer. Kişi ilerde bu hakları yerine getirip getirmediğine göre sorgulanır.
Peki Afrikalıların durumunun bunla ne ilgisi var diyeceksiniz?
Geçmişte türlü hile ve desise ile Afrika coğrafyasını işgal eden Batılı idareciler emanetçi konumunda yöneticilerin sağlaması gereken görevleri yerine getirmeli ve Afrikalılara haklarını vermeleri gerekirdi ki, bu görevler adaleti sağlama, fakirleri gözetme, piyasayı oluşturma, eğitimi sağlama, genel sağlık ihtiyaçlarını düzene koyma olarak özetlenebilecek görevlerdi.
Ancak batılılar kendi aralarındaki rekabet neticesi düzen getirmek yerine aksine işgal ettikleri yerlerde piyasayı bozup düşman belledikleri kabile ve bölgeleri cezalandırmak için ambargolar uyguladılar. Seçimli cehalet operasyonları ile “isyan etmesinler” düşüncesiyle cahil bırakıp yukarıda belirttiğim hastalık denemelerine tabi tuttular. Böylece de Afrikalıların bir kısmı rızk arama melekelerini kaybettiler.
Bu tespitten hareketle diyebiliriz ki, bu manzara içinde kasıtlı bir cinayet işlenmekte; Afrikalılar ellerine rızk ulaşmadığı için değil, bilinçli olarak aç ve susuz bırakıldıkları için ölmekte, öldürülmektedirler.
Dolayısıyla Afrikalıların ölüm nedeni rızıksızlık değil onlara yemeklerini, sularını vermeyen, gasp eden işgalcilerdir.
İşte bu noktada adına “vicdan” dediğimiz imani hükümlerin tohumu ortaya çıkar.
...
Ne demiştik ilk girişteki anekdotta? Kimi oynuyoruz, tilkiyi mi, aslanı mı? Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz.
Zira bilin ki Allah, hâlâ insan olan, insanlığını koruyan, insan için canıyla, malıyla savaşanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, canıyla malıyla savaşanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, onlara verdiği rızıkları infak edenlerle beraberdir… Bilin ki Allah, adaletli olanlarla ve adalet için savaşanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, öz’ü sözü bir olanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, zalimlere karşı başkaldıranlarla, mazlumun âh’ını yerde koymayanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, sözünde ve eyleminde samimi olanlarla beraberdir… Bilin ki Allah, hiçbir menfaati olmaksızın insanlık için mücadele edenlerle beraberdir… Bilin ki Allah, unutulmuşlarla, ezilenlerle, adaletsizlikle yüzleşenlerle, ötelenenlerle, mazlumlarla beraberdir… Bilin ki Allah, unutulanların, ötelenenlerin, mazlumların yanında canıyla malıyla yer alanlarla beraberdir…