İNSAN İNSANA EMANETTİR PROJESİ

İNSAN İNSANA EMANETTİR PROJESİ

Merhaba,

2017 – 2018 Eğitim ve Öğretim yılında başlatmış olduğumuz ve şu ana kadar 21 İl 193 İlçede gerçekleştirerek 783.000 gencimizle buluştuğumuz ‘farkındalık ve değerler eğitimi’ kapsamında başta Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü olmak üzere İl Valilikleri ve İlçe Kaymakamlıklarımızın da yazılı onaylarını alarak yürüttüğümüz “İnsan İnsana Emanettir” projemizde bu yıl; bir milyon gencimize ulaşma çaba ve telaşındayız. Bu satırları da “yarınlarımıza birlikte umut saçmak” amacıyla hiçbir beklenti içine girmeden gönüllülük esası çerçevesinde, bu tatlı telaşımıza sizleri de ortak etmek amacıyla yazıyorum.

Zira inanıyorum ki yaşımız, görevimiz ve şartlarımız ne olursa olsun yaşadığımız dünyada hepimizin ortak misyonu; insan denen kutsalın ve dolayısıyla da insanlığın daha yaşanılır bir dünyada hayatını idame ettirebilmesi için toplum ruhuna; sevgi, şefkat ve bilinçli farkındalık tohumlarının gelecek nesiller yoluyla aktarılmasıdır.

Bu yönüyle de öncelikli amacımız; sahip olduğumuz manevi mirasın altında güçlü temellere oturtulmuş kültürümüzü, bugünün teknolojisine entegre ederek çağdaş yaşamın baş döndürücü hızını ayak uydurabilecek bir eğitim sistemi kurmak olmalıdır. Bilgiyi arama, bulma ve kullanma konusunda ‘hazinemiz’ olan gençlerimizi ilgi ve kabiliyetlerince becerikli kılmak; sanat ve estetik yönlerini geliştirebilecek, yeteneklerini ortaya koyabilecek bir ortam hazırlayarak eğitimdeki klasik kalıpları yıkmış bir şekilde, modern-vizyoner modelleri hayata geçirebilen; sorgulayan, araştıran gelişmelere ve evrensel değerlere açık birer birey olma yolunda ellerinden ve yüreklerinden tutarak topluma kazandırmak amaç ve çabasındayız.

Üniversitelerde okuyan 7 milyon beş yüz bini gencimizi de dâhil ettiğimizde 25 milyon gibi bir rakama ulaşarak ülke nüfusumuzun yüzde otuzluk bir dilimine tekabül eden geleceğimizi kucaklamak adına bir karınca misali ortaya koyduğumuz bu çabada sahip olduğumuz bu dinamizm, gelecek adına hepimizde müthiş bir heyecan yaratıyor. Zira oldukça kalabalık, bir o kadar zeki, sorgulayan yeni bir jenerasyon hızla geliyor.

Ø  Çalışmamıza ilişkin İl Valiliklerimiz ve Kaymakamlıklarımızdan almış olduğumuz onaylarımızı görmek için tıklayınız.

Ø  Alınan İl Valilikleri ve İlçe Kaymakamlıkları Onaylarına ulaşmak için tıklayınız.

Yeni nesil manevi dinamiklerimize temassız

Ama hepinizin malumudur ki; bu kuşak milli ve manevi dinamiklerimiz ile anne ve babalarından daha az temas kurdu; hatta yeni neslin bir kısmı tamamen temassız ve rüzgârda savrulan yaprak gibi bitmek tükenmek bilmeyen bir değişimin, kulakları ve kalpleri sağır eden uğultusu içinde oradan oraya sürükleniyor. Siyaset, ekonomi, sosyal medya, eğlence ve teknoloji gibi birçok alan, gösterdiği gelişmelerle sürekli dikkatimizi çekmeye ve kendine yöneltmeye çalışarak kalplerimize ve maneviyatımıza hücum eden birer düşman gibi kıyasıya yarışıyorken geleceğimizin sesi çocuklarımızı bu hengâmede kaybediyor; sessiz çığlıklarını bu koca kalabalık içinde duymuyoruz.

Bakış açımızı daraltıp, tüketme hırsımız arttıkça da hayata değmeden yaşamaya, dönüştürmeye, tepeden hayat tarzları dayatmaya, çocuklarımızı “adam” etmeye çalışıyor; dünya tarihini şekillendiren manevi dinamiklerimizi, mümbit coğrafyamızın ana vatanı olduğu medeniyet iddiamızı atlayarak köklerimizden uzak göklere yükselme sancısıyla kıvranıyor, köksüz ağacın meyve vereceği hayaliyle ömür tüketiyoruz.

Üstelik ardımızda sayısı milyonları bulan ve kaderlerine terk ettiğimiz “kayıp nesiller” bırakarak.

Evet, sahiplik arzumuzun “sorumluluk ihmaline” nasıl dönüştüğüne dair fikir üreten çok ama çözüm üretip bu çocukları yüreğinden yakalayacak, seslerine kulak verecek, frekanslarına uyacak adımları nedense bir türlü atamıyoruz.

Pisa Verileri

Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre “Genel Eğitim Kalitemiz” forum içerisindeki 143 ülke içinde 2008-2009 Eğitim Öğretim yılında 77.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 89.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 92.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 92.sıraya ve nihayetinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında ise 104.sıraya düşmüş. Aynı forumun verilerine göre “İlkokul Eğitim Kalitemiz” yine 143 ülke içinde 2008-2009 eğitim öğretim yılında 91.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 94.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 100.sıraya, 2016-2017 eğitim öğretim yılında ise 105.sıraya düşmüş.

Durum “Temel bilimler” olan Fen ve Matematik alanlarında da oldukça vahim maalesef. 143 ülke içindeki “Matematik ve Fen Bilimleri eğitim kalitemiz” 2008-2009 eğitim öğretim yılında 73.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 98.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 103.sıraya, 2016-2017 eğitim öğretim yılında 107.sıraya düşmüş. Öyle ki uluslararası arenada bu test içinde matematik ve fen bilimleri alanında “mükemmel” kategorisinde tek bir öğrencimiz dahi yok maalesef.

Bizdeki sayısal verilerde de durum çok farklı değil. Üniversiteye giriş sınavlarında 2001 yılında 9.315 gencimiz, 2002 yılında 8.919 gencimiz, 2016 yılında 32.983 gencimiz, 2017 yılında 37.026 gencimiz “sıfır” çekmiş. Yani “Temel yeterlilik testi” için baraj geçme puanı olan 100 puan ve üstü alamamış ki bu adayların yarım net dahi yapamadığı anlamına geliyor. 2018 yılına baktığınızda “sıfır çeken” genç sayımız 41.281 kişiye yükselmiş ve 2018 yılında temel yeterlik testini geçemeyen genç sayımız 496.616 kişi. Geçen yıl sınava giren yaklaşık iki milyon üç yüz bin aday açısından baktığınızda bu rakam neredeyse her 4 adaydan birine tekabül ediyor.

Son yayımlanan 2018 yılına ait PİSA verileri bu rakamlarda nisbi bir iyileşme olduğunu gösterse de sahadaki durum verilere yansıdığı gibi değil maalesef.

ÖSYM verileri

Ama dahası var. ÖSYM’nin resmi web sitesine girerek rahatlıkla görebileceğiniz bu verilere göre 2018 yılında temel yeterlik testine katılan adayların % 8’i yani yaklaşık 180.000 aday hiçbir matematik sorusuna doğru cevap verememişFen Bilimlerinde ise bu oran % 7’lik bir orana tekabül ediyor ve sınava giren 161.000 aday hiçbir Fen bilimleri sorusuna doğru cevap verememiş.

Bakanlığımızın yayınlamış olduğu istatistiki verilere baktığınızda özellikle bu işin maddi boyutu çok daha korkunç rakamlara ulaşıyor. Bu işin canını adeta dişine takıp “çocuğum yeter ki okusun” düşüncesi içinde gece gündüz çabalayan anne, baba ve ebeveyn boyutunu görmezden gelseniz, sınava giren gencin yaşadığı hayal kırıklığının üstünü örtseniz bile; 2017 verilerine göre bir ortaöğretim öğrencisinin bakanlığımıza maliyetini kişi başı 6.676 TL olarak hesapladığınızda “sıfır çeken” 41.281 gencimizin devlete maliyeti 2018 yılı için 275.591.956 lira. Yani yaklaşık 276 milyon liramız çöpe gitmiş.

Ama bu işin sadece “akademik” boyutu.

Manevi dinamiklerimizden uzaklaşıyoruz

Bunun bir de manevi dinamikler boyutu var ki bu konuda da maalesef rol-model ilişkimizi hakkiyle yerine getiremedik ve bu yüzden “akıl, irade, adalet ve merhamet” gibi insanı insan yapan kavramlar güneşin buzu eritmesi gibi günden güne eriyor. Yaşadığımız, duyduğumuz, gördüğümüz her olayla birlikte bu erime daha da hızlanıyor ve biz bu olaylar zinciri içinde hızla tükeniyor, tüketiyoruz. Önce kendimizi, sonra çocuklarımızı, ailemizi, değerlerimizi ve yazık ki artık birlik beraberlik ruhumuzu.

Çünkü beşikten mezara kadar süren değerler eğitimimizi terk etmemiz; önce insanımızı sonra da toplumumuzu değersizleştirdi. Farkında değiliz belki ama yitirdiğimiz her değerle hem yozlaştık hem de çaresizliği öğrendik. Kaybettiğimiz değerlerin yerine yenisini ya koyamadık ya da onun yerine monte etmeye çalıştığımız yeni değerler bizleri tatmin etmedi. Alıcılarımız sadece “peşin olanı” kapsadığı için “maddeyi” önemseyip manayı geride bıraktık! Bu da birçok konuda şikâyet eder; ancak çözüm üretemez hale getirdi bizi.

Bu sorumluluk ihmalimiz daha da öteye taşıdı bizi.

Dün bizi onurlu, üstün ve dünyanın gıpta ettiği insanlar konumuna taşıyan, bin yıla yakın bu dünyaya hükmetmemizi sağlayan değerlerimizin tümünü ‘suda pişen kurbağa misali’ ama farkındalıkla ama farkında olmadan adım adım yitirerek bu kez kendimizle kavgalı hale geldik. Kalbimizi istila eden değerler yaşam biçimimiz haline geldikçe; elimizdeki gazete, neredeyse sabahlara kadar tüm vaktimizi başında geçirdiğimiz televizyon, kölesi haline geldiğimiz cep telefonlarından takip ettiğimiz ve herkesin kalbinin rengini kustuğu sosyal medya veya eş, dost, arkadaş, iş, ortam, sokak, mahallenin hep birlikte çaldığı bu senfonide kaynayıp gitti içimizdeki dünya. Ama kalbimize yön vermesi gereken aklımız başka söyleyip, aklımıza uyması gereken kalbimiz başka atmaya başlarken asıl kaybımız yüreklerimizdi.

Bu yüzden de yetimin mahsunluğuna yüzümüzü döndük; mazlumun gözyaşı içimizi kanatmadı. Kahkahalarımız, bırakın uzağı aynı binada yaşadığımız insanların acılarına bigane kaldı. Üzerine güneş doğmayan, gönlü dualı yüreği insanlık adına yaralı ecdadımıza inat; Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Afganistan’da, Pakistan’da, Arakan’da ve daha sayamadığım birçok coğrafyada ölen, öldürülen, işkence edilen, ırzına geçilen, insanlık onuru ayaklar altında çiğnenen kardeşlerimiz için uykumuzu erteleyip  gecenin bir yarısı ellerimizi açıp gözü yaşlı gönlü mahsun bir şekilde samimane dualar etmeyi unuttuk. Gözümüzle gördüğümüz, kulağımızla duyduğumuz, vicdanımızla şahit olduğumuz dünyanın herhangi bir yerindeki aç çocukları gördüğümüz halde mükellef sofralarımızda yemekler boğazımıza takılmadı.

Sonra “eyvah biz bitiyoruz” dedi birileri.

Bu sesle birlikte toplumdaki ahlaki çöküntüyü, yozlaşmayı, adaletsizliği, liyakatsizliği, bilginin şehvetinde kaybolan idraksizliğimizi dinsel terminoloji ile çözebileceğimiz inancını dirilttik.  “Dindar nesil” yetiştirme sanrısıyla hareket ederek asıl terbiyenin kal ile değil hal ile olacağını unutup, gençler karşısında söylemlerimizin eylemlerimizi yalanladığını görmedik bile. Bu yüzden bu konuda da sınıfta kaldık.

Oysa bugün yapmamız gereken şey yaşadığımızı sandığımız dini bir paye olarak değil bin yıl boyunca dünya tarihine yön veren ecdadımızın izince bir ödev olarak görmeli; hakikati her daim göz önünde bulundurarak, bütün zamanlara ve mekânlara, bütün çağrılara ve çağlara ulaşmamızı sağlayacak ‘yer’imizi iyi belirlemeli, belirginleştirmeli ve dünyaya bir şey söyleyeceksek, yerel değil küresel ölçekte konuşabilmeli, bütün insanlığı ilgilendiren evrensel cümleler kurabilmeliyiz.

Çünkü ceddimiz sadece tarihe yön vermekle kalmadı; başka dinlerin, kültürlerin, medeniyetlerin birbirlerinden beslenerek, birbirlerini besleyerek sulh ve selâmet, hak ve adalet düzeni içinde nasıl bir arada yaşayabileceğini ortaya koydu. Aşılamamış, anlaşılamamış, anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamış, yeniden keşfedilmeyi bekleyen evrensel bir medeniyet tecrübesi armağan etti insanlığa. Adalet, asalet, hakkaniyet, sulh, selâmet, fedakârlık, feragat, kanaatkârlık, kardeşlik gibi insanlığın insanca yaşamasını, insanca ve hakça bir dünya kurmasını mümkün kılan en kadim değerleri ceddimiz hayata geçirdi. Yetinmediler; batılıların bütün dünyayı sömürgeleştirdikleri, hiçbir kültüre hayat hakkı tanımadıkları, kültürlerin kökünü kazıdıkları bir zaman diliminde adalet, hakkaniyet ve kardeşliğe dayalı dünya düzenini onlar armağan etti insanlığa. Sulhun, silmin, selâmetin, hakikatin, dolayısıyla adaletin izini sürmüş bir medeniyetin çocukları olarak insanı insanlığından eden güç dünyasının değil, hakikatten süt emen yürek ülkesinin çocuklarıydı çünkü onlar.

İşte bu yüzden bugün söyleyeceklerimiz, bütün insanlığın ve varlığın sorunlarını ihata edecek nitelikte ve kapsamda, bütün insanlığın sorunlarına cevap verebilecek derinlikte ve çapta olmalı ki, yapacağımız köklü teşhis ve tespitlerin, sunacağımız uzun soluklu tahlil ve tasvirlerin, derinlikli tarif ve tekliflerin bir karşılığı olsun.

Bunu da “sorumluluklarımızın ihmali” sınav yorgunu takdirlik karnelerle değil, bu farkındalığı yakalamış takdirlik karakterlerle gerçekleştirebilir; her hâl ve şartta hakikatin izini süren, hayatın her alanında hakikatin, dolayısıyla adalet ve hakkaniyetin yaşam biçimi olacağı, herkes için güven adası olmayı sunabilecek bir dirilikle inşa edebilir; işte o gün “insan olma” şerefine nail olabilir ve dünyaya bin yıl hükmeden ceddinizin ruhunu şad edebilirsiniz.

Belki ciltlere sığmayacak bu tabloyu özetlemeye çalıştığımız birkaç satırlık tespitlerimiz bile aslında çıkmış olduğumuz bu kutlu yolculuğun karekodlarını önümüze seriyor ve bu yolculukta sadece gençlerimizi değil “öteki” ilan ederek dezavantajlı olarak nitelendirdiğimiz tüm insanlarımızı yeniden kucaklama, yüreklerine dokunma, onları vicdanları ile buluşturma çaba ve mücadelesi içindeyiz.

Desteğinize ihtiyacımız var

Bu kadar uzun bir yolculukta kah bir okulda gelecek vaad eden ama maddi imkanlardan yoksul bir kız çocuğumuzun yarınına ışık olmak; kah ihtiyacı olan sevgi ve şefkati madde bağımlığında arayan bir gencimizi kucaklamak; kah bir kadın sığınma evinde dünyası başına yıkılmış bir annemizin yarınına ışık olmak; kah anlık öfkesi ile yaptığı hatanın azabı içinde kıvranan bir mahkumu vicdanıyla buluşturmak; kah uğradığımız bir Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir yetimin yüreğinde tebessüm olmak, kah bir huzur evinde kimsesizlikten bunalmış bir yüreğe kes olmak adına destek ve çabanıza ihtiyacımız var.

Karşılaştığımız binlerce genç içinde an geliyor gelecek vaad eden ama maddi imkânlardan yoksun bir gence umut olmak; an geliyor özel eğitime muhtaç engelli bir gencimizin sessiz çığlığına avaz olmak; an geliyor tüm hayali bir müzik aleti olan gencimizin umudunu yeşertmek; an geliyor küçük yüreğiyle tüm dünyayı kucaklamak isteyen bir gencin sesini duyurmak konusunda yetemiyoruz.  Zira sahada tespit ettiğimiz insanımızı kucaklamak, yaralarını sarmak, onlara umut ışığı olup yeniden yaşama döndürmek bireysel imkânlarla çıktığımız bu yolda çoğu kez gücümüzü ve boyumuzu aşar durumda çünkü.

Tüm bu nedenlerle bu talebimizi sadece nakdi destek olarak algılamadan, ayni olarak da her türlü desteği sunabileceğiniz bu çabamızda yanımızda yer almanızı talep ediyor ve çıkmış olduğumuz bu uzun yolculukta sizleri de yüreklerinizle yanımızda görmek istiyoruz.

Bizi anlayış ile karşılayacağınıza ve gereken desteği karınca kararınca verebileceğinize dair beslediğimiz derin inançla saygılar sunuyor, çalışmalarınızda üstün başarılar temenni ediyoruz.

Saygımızla.

Not: Çalışmamıza ait tüm onay, proje girdi- çıktıları ve gerekli tüm bilgiler aşağıda link olarak arz edilmiş olup  talep edildiği taktirde yazılı olarak arz edileceği gibi çalışmalara her kurumdan referanslar da sunulabilir.

YÜRÜDÜĞÜMÜZ YOLCULUKTA ŞU ANLIK ACİL İHTİYAÇLARIMIZ

Ø  Faturalandırmak ve ibraz etmek suretiyle projemize her türlü ayni ve nakdi yakıt, konaklama, matbaa, yiyecek ve içecek desteği

Ø  Gelecek vaat eden kız çocuklarımızın ayni / nakdi ihtiyaçlarının giderilebilmesi için bizzat onlarla kurulacak bir iletişim ağı ile okullaşmalarına destek

Ø  Okul kütüphanelerimize kitap temini

İLETİŞİM:

bilgi@herseybiremanet.com- www.muhammedridvansadikoglu.com

AYRINTILI BİLGİ ALABİLECEĞİNİZ LİNKLER 

( Yazıların üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz)

Ø  Projemizin metnine ulaşmak için tıklayınız

Ø  Proje görselimize ulaşmak için tıklayınız

Ø  Öğrencilerin görsel dönütlerine ulaşmak için tıklayınız

Ø  Öğrencilerin görsel dönütleri için tıklayınız

Ø  Öğrencilerin yazılı dönütlerine ulaşmak için tıklayınız

Ø  Hazırlanan Rapor Örneği için tıklayınız

Proje Koordinatörü Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU hakkında 

( Yazıların üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz)

Ø  Kimdir?

Ø  Eserleri

Ø  Neden bu proje?

Ø  Köşe Yazarlığı yaptığı haber siteleri

Eğitimle ilgili tespitleri 

( Yazıların üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz)

Ø  Eğitim mi Öğütüm mü? ( İstanbul Halk Haber Gazetesi- İSTANBUL)

Ø  Gençlerin Sessiz Çığlığı ( Haberci Çanakkale- ÇANAKKALE )

Ø  Takdirlik Karneler mi Karakterler mi? ( Frigya Haber- Eskişehir )

Ø  Elenen öğrenci değil sistemin kendisidir ( Haber16- Bursa )

Ø  Asıl Deprem Okullarımızda ( Kayseri Gündem- Kayseri )

Ø  Eğitimde “ortak akıl” zorunluluğu ( Kamu Ajans- İSTANBUL )

Ø  Denklem Çok Basit Ama ( Kamudan.com – İSTANBUL )

Ø  Liyakat mi sadakat mi ( Mardin Haber- MARDİN )

Ø  Eğitime Olan İnanç azalıyor ( Teketek Haber- Kahramanmaraş )

Ø  Özünüz ne kadar gürse o kadar özgürsünüz ( Yayla Haber- ÇORUM )

Ø  Erciş, Umudumun yeniden yeşerdiği coğrafya ( Yenigünde Haber- Samsun )

Ø  Kurtalan’a selam olsun ( Karaman Olay- Karaman)

Ø  Kuşaklar arası makas açılıyor ( Fırat Gazetesi – Elazığ)

ÜLKESİZ ZİHİNLER

Şubat 7, 2020

NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ?

Şubat 7, 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir