HER İNSANIN KALBİ ELLERİMİZDE BÜYÜYOR

HER İNSANIN KALBİ ELLERİMİZDE BÜYÜYOR

April 26, 2019

|

Serpil ÇEVİK

Yaşamaya alıştığında vasatın konforuna adepte olmuş yüreğe dokunmak insana her zaman derin çizgiler çektirir. Kalabalıklar arasında varsın ama kimsenin konuşmadığı bir dil, kimsenin inanmadığı bir deli, yazarın bile okuyamadığı bir kitap, hiç çalmayacak bir şarkı, hiç sorulmayacak olan bir soru gibi.. Varsın ama yoksun. Bir nevi kendi yokluğumun yediden doğuşu oldu attığım adım, çoğu zaman hayatın içinde aldığınız kararlar yaptığınız tercihler belirler kim için ne olduğumuzu.

Denizlerin arasında Hz. Nuh, ateşler arasında yanan Hz. İbrahim, hiç beklemediği olaylar karmaşasında ihanet sarmalları arasında kalan Hz. İsa olup çarmıha gerilmekte var zaman zaman. Kimsenin bilmediği bir çölde Hz. Hüseyin gibi yalnızlığa sarılmak aslında en ağırlarıdır.

Bu ömür serüvenin de illegal yaşayışın ardından bir günlük son için her gün mücadele etmenin düşüncesi zihnimin duvarlarını tırmalıyor. Her doğan güneşin batışı, her baharın kışı, her doğan insanın ölüm için saati yıllardan dakikalar düşmeye ilk günden itibaren koyulmuştur. Neler yaşanıldığı konusunda yorum yapamasam dahi hiçbir acının dayanılamayacak kadar ağır olmadığı kanaatindeyim. Çünkü İnsan yaratılırken tahammül etme gücü ruhuna ve bedenine programlanmıştır.

Dünyada ki hicret ne kadar beyan ise insanlara hakikatin varlığı da o kadar ayandır acılarımıza, sevinçlerimize. Planların yapıldığı amaçların araçlar ile bütünleştiği bir platformdur dünya denilen yer yazılarının yüzüme birer tokat nidasında çarpışı beni kendime getirdi. İnsan neticede vaktinden önce elde etmeye çalıştığı her şeyin yokluğu ile cezalandırılıyor.

Dillerde dolanan vicdani rahatsızlık da bu dünyada ki cehennemimizdir. Gönül evimizin aralarında bir nota edasıyla dolanan merhametin peşinde ilerlemeye çalışanlardan olmanın tadı her daim bambaşkadır. Kimsenin kimseyi anlamadığı bu asır da bazen halden anlayabilene ihtiyaç vardır, hali okuyabilene, hemhal olabilene.

Edebi anlayış sevilme isteğinin daima üstündedir. Zira “talep etmemeyi de bilmektir” dediğim gün kendimi ait hissettim İNSAN İNSANA EMANETTİR projesine. Bu katıldığım gönül yoldaşlığı işimde bulunan tüm girdaplar tek gerçeğe sahipti.  Bu gerçek yolun erdeminin akıl rehberinin ise vefa olmasıydı.

İnsanlar önce zihninde yaratıcısını yarattı sonra da kendi dünyasında nasıl yaşayacağını. Oysa insanları kendi nurundan yaratan; merhamet, sevgi, hoşgörü kavramlarını bir bir hücrelerimize kadar işlenmiş hazır halde bulunuyor. Her bir insan Rahman’ın bir dokunuşu, nuru, ismi ve ayeti manaların dile gelir haliydi.  Tüm bunların bir bedene sığmış ve vücut bulmuş haline işaret edebileceğim en mütevazı insanlardan biridir Sn. Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU.

Hayatınıza giren her insanın, sizlerden nasip olarak alacakları bir şeyleri vardır ki hayatınıza girmiştir. Her insanın kalbi avuçlarımızda büyüyor. Bunu hissettiğim anlardan biridir ekibimize müdahil olduğum zaman.

Bedeni kendisine mabed olmuşsa insanın önce mabedi huzura ermeli ki yanındakilere huzur verebilmeli. Huzura giden yolda bir güç olan onur ise huzurun temel taşı olup yaratılış hamurunda bulunan en değerli ve güzel örnektir.

Huzurlu, onurlu bir hayatın ziyadesiyle harmanlandığı bu yolda Allah’a ram olmuş ise ruhun, teslimiyet köprüsü kurulmuş olup uhrevi isteklerin geri plana atılmış ise, her şeyin bir sonu olduğunu biliyorsan ve her sonun yeni bir başlangıca gebe olduğunun farkındalığıyla insan insana emanet söylemi uzun yıllar eyleme dönüştürme heyecanı ile yürüyoruz bu yolda.

Yusuf kadar güzel düşüncelerin bir tohumu olan bu proje Mus’ab gibi paramparça insanların gönüllerine Meryem kadar temiz duygularla ekilmesi için tüm bu çaba ve gayret. Tek bildiğim hakikat ise amaçlarından sıyrılmış saf güven, samimiyet kokan zırhın içinde merhamet çemberi ile çevrelenmiş hedefleri olmalı insanın. Ama OL emri içine gizlenmiş, saklanmış İNSANCA hedefleri.

Dua ile kalın, vesselam..

“ADEM”LİKTEN “ADAM”LIĞA…

Haziran 14, 2019

İNSAN İNSANA EMANETTİR

Haziran 14, 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir