ANLAMADAN OKUNAN KUR’AN’LA ORTAYA ÇIKAN FELAKET

ANLAMADAN OKUNAN KUR’AN’LA ORTAYA ÇIKAN FELAKET

ANLAMADAN OKUNAN KUR’AN’LA ORTAYA ÇIKAN FELAKET

KUR’AN-I KERİM’İ doğru okuyan, doğru anlayan, doğru anlatan ve doğru yaşayanlar yoksa eğer en büyük tehlikedir! Şimdi yaşananlar gibi! İslam dünyasının hali gibi! Dincilerin bütün kötülük ve münafıklıkları Kur’an-ı Kerim adına yapmaları gibi!.. İngiliz başbakan Gladsotone’un “KUR’AN-I KERİM’İ Müslümanların elinden almalıyız ” ifadesine aldandık ve KUR’AN-I KERİM’İ elimizden aldılar zannettik! Hayır, tam aksine günümüzde Kur’an-ı Kerim tehlikeli bir silah haline getirilerek Müslümanların eline verilmiştir. Ama bu silah öyle şeytanca kurgulanmış ki Müslümanlar bu silahı sadece birbirlerini öldürmek üzere kullanıyorlar!

Işid Müslümanları neye göre öldürüyor?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

El Kaide neye göre öldürüyor?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

Taliban neye göre öldürüyor?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

Hizbullah neye göre öldürüyor?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

İslami grup ve cemaatler birbirlerini neye göre yok etmek istiyor?

Tabii ki Kur’an-ı Kerim’e göre!

Müslüman halk neye göre soyuluyor?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

Âlimler(!) “Yolsuzluk hırsızlık değildir!” derken neye göre söylüyorlar?

Kur’an-ı Kerim’e göre!

Demek ki Kur’an-ı Kerim GERÇEKTEN çok büyük tehlike!..

Peki, nasıl olur Allah’ın “yaşatmak için” gönderdiği kitap nasıl olur da öldürücü yok edici bir silah olabilir ve oldu?

Bunu anlamak hiç de zor değil!

Bunu başarmak için iki şey yapmışlar!

1-Önce Müslümanların ufkunu açan, anlama kavrama yeteneğini geliştirecek eğitim sistemi yerine tam aksine Müslümanların anlayışını körelten ve öldüren, onları robotlaştırıp mankurtlaştıran eğitim sistemleri kurmuşlar ki bu sistemde muhalaefet, düşünmek, akletmek, sorgulamak kesinlikle yok.

2- İkinci olarak da tarikat ve cemaatler kurmuş ve Müslümanları birbirlerine karşı örgütlemişler ve sonra da ellerine Kur’an-ı Kerim silahını (!) vermişler!

KUR’AN-I KERİM’İN şifa kaynağı olduğu ve anlamadan, kavramadan okudukça şifa bulunacağı ifadesi çok sinsi bir yalan ve aldatmacadır! Daha da ötesi afyondur! Eğer böyle olsaydı İslam dünyası kan, kin, nefret ve gözyaşı deryası değil huzur deryası olurdu! Olurdu, olması gerekirdi zira şu an İslam dünyasının her yerinde gürül gürül Kur’an-ı Kerim okunuyor!

İşte bütün bunlar gösteriyor ki KUR’AN-I KERİM’İN şifa olduğu ve anlaşılmadan okunmasının bile yeteceği Müslümanlara kurulmuş sinsi, uyuşturucu ve öldürücü tuzaklardan biri hatta en önemlisidir!

Evet, Kur’an-ı Kerim tabii ki şifa kaynağıdır ama sadece bir şartla!

Anlaşılmak şartıyla!

Zira bütün metinler “anlaşılmak” için yazılmıştır ve “anlaşılmak” için okunurlar!

Müslümanlar ise KUR’AN-I KERİM’İN okunarak anlaşılması ve Rabb’in mesajlarının yaşama geçirilmesi ikazlarına rağmen zikir çekerek ya da sokaklarda tekbir getirerek “Allahuekber” yani “Allah büyük” diyerek Allah’ın büyüklüğünü ispatlamaya ve onaylamaya çalışıyorlar. Hâlbuki Allah en büyük âlimdi. Kâinatı kendi yarattığı kendi koyduğu bilimin kanunlarıyla yönetiyordu. “Allah büyük” demekle Allah büyük olmazdı!. O kanunları bilmeden, anlamadan, tanımadan Allah’ın büyüklüğünü anlamak mümkün değildi.

Kâfir diye küçümsediğimiz Batılılar, Allah’ın bizim görmediğimiz büyüklüğünü görmüşler ve bilim sahasında yaptıkları çalışmalarla Allah’ı yücelttikçe yüceltiyorlar. Kur’an-ı Kerim ve Hz Peygamber’in bütün ısrarlarına rağmen Müslümanlar Allah’ın eşsiz sanatını eşsiz programını, eşsiz yazılımını görmezden gelirken diğer yandan da sokak sloganlarıyla “O” nu kuru kuruya büyütmeye çalışıyorlar.

Allah yine ısrarla Müslümanların birlik beraberliğini istiyor ama Müslümanlar da ısrarla ve isyan edercesine birbirlerine çelme takmaya, birbirlerinin kuyusunu kazmaya devam ediyorlar.

Allah’ın kardeşlik, birlik ve beraberlik isteklerini Müslüman olmayanlar anlamışlar(!) ama Müslümanlar yine ısrarla ve inatla anlamak istemiyorlar. Ve Müslümanlar “Allahuekber” sloganını en çok da birbirlerine karşı kullanıyorlar. Allah’ın büyüklüğünü inanmayanlara değil birbirlerine ispatlamaya çalışıyorlar. Daha doğrusu birbirlerine üstünlük taslıyorlar! Bugünkü tabloda Müslümanların cihattan anladıkları şey birbirlerini beğenmemek, dışlamak, aşağılamak, birbirlerine sataşmak, ağız dalaşı yapmak, slogan atmak ve fitne- fesat çıkartmak sadece.

Dolayısıyla Müslümanlar ısrarla ve inatla Allah’a karşı gelerek “O”nun isteklerini hiçe sayarak “O”nun sanatına ve eserlerine saygı göstermeyerek Allah’ı küçültmeye çalışıyorlar ama diğer taraftan da sokaklarda, gazete, dergi köşelerinde ve ekranlarda “Allahu ekber” sloganları atarak akılları sıra Allah’ı yüceltmeye çalışıyorlar. Sanki Allah’ın bu basiretsiz, ferasetsiz, beceriksiz ve geçimsiz Müslümanların yüceltmelerine ihtiyacı var(!). Bu aslında bilerek ya da bilmeden Yüce Sanatçı’nın sanatıyla ve “Yüce Âlim”in ilmiyle alay etmekten başka bir anlama gelmez, gelemez.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”( Zariyat 56 )

Müslümanlar bu ayeti maalesef yanlış anlamışlardır. Daha doğrusu yaklaşık iki üç asırdan hatta belki de dört beş asırdan beri yanlış anlıyorlar. Zira ibadet sadece namaz, hac, oruç, zekât, zikir vs. değildir.( İbadet kavramını bir sonraki bölümde ve kitabın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak işleyeceğim) İbadet genel anlamda Allah’ın büyüklüğünü teslim ve tasdik ederek şükür etmektir. Dolayısıyla “O”nun kâinattaki eserlerini bilimini ve sanatını bulmak da “O’nun büyüklüğünü teslim ve tasdik ederek şükretmektir!

Allah’ın insanın hizmetine sunduğu her şeyi bulmak, uğraşmak ve bunu insanların hizmetine sunmak ibadettir. Hatta belki de en önemli ibadettir. Zaten “ibadet” kelime anlamı olarak Allah’ı anmak, şükür etmek ve saygı göstermektir.

Allah’ın bir bilim ve program üzerine mükemmel olarak yarattığı ve yaşattığı kâinattaki ve insan bedenindeki bu formülleri ve bu programı bulup Allah’ın yüceliğini teslim etmeden ve insanların hizmetine sunmadan bütün bu mükemmelliklerin sahibi nasıl anılabilir, O’na nasıl şükredilebilinir, nasıl saygı duyulabilinir ki? Hele bir düşünelim usta bir ressamın sanat gücünü ve eserlerindeki mükemmelliği anlamadan, kavramadan O’nun ustalığını anlamak hakkını teslim etmek mümkün olabilir mi? O sanatçının eserlerini incelemeden o eserlerdeki mükemmelliği bir eleştirmen ustalığıyla görmeden O sanatçının sanat gücü, ustalığı nasıl anlaşılabilir ki?

Dünyanın ve insanlığın hayran kaldığı böyle bir sanatçının eserlerini hiç tanımadan O büyük sanatçıya “Ben seni çok seviyorum, sen büyük sanatçısın” demek o sanatçıya yapılabilecek en büyük hakaret değil midir? O büyük sanatçıyla alay etmek değil midir?

İşte şu an İslam dünyası maalesef belki hiç farkında bile değil ama yaptığı ibadetlerle Yüce Yaratan’ın büyüklüğünü teslim etmiyor aksine O’nunla alay ediyorken Batılılar da tam aksine yine belki hiç farkına bile varmadan yaptıkları bilim, sanat, spor, sağlık ve teknoloji çalışmalarıyla Allah’ın büyüklüğünü teslim ediyorlar (!).  Sonuç mu ?

“Allah, aklını kullanmayanların üzerine iğrenç bir pislik atar “( Yunus 100 )

Ve atıyor da ne yazık ki. Bu tespitlerimin bugünkü İslam Dünyası’na objektif bir gözle baktığınızda ne kadar yerinde olduğunu ziyadesiyle göreceksiniz. Asıl kaynak olan Rabb’in kelamından uzaklaşıldıkça ortaya çıkan korkunç tablo her geçen gün daha da içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. Kelime anlamı “barış” olan bir dinin mensuplarının bulunduğu hemen her yer yazık ki buram buram kan ve barut kokmakta , gözyaşları sel olmakta ve ağıtlar arş-ı alaya yükselmektedir.

Ramazan Bitti. Peki ya kulluğumuz ?

Ocak 11, 2019

NE KADAR DİNDARIZ ?

Ocak 11, 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir